"Evrende Her Şey Tanrısal Enformasyon - Rezonans Fenomeninin Yönlendirdiği Enerjidir."
  ÖZER UÇURAN ÇİLLER
  Takyon'larin frekans fenomeni Tanrısal sırların anahtarıdır.
  ÖZER UÇURAN ÇİLLER

Tanrı'nın Enformasyon Fenomeni

  "YAŞAM DÜŞÜNCEDİR, GÜZEL YAŞAM DA OLUMLU DÜŞÜNCEDİR"

                                                                                  ÖZER UÇURAN ÇİLLER

  • İNFOTEİZM

    "İnfoteizm, ontoloji (varlık) ve epistomoloji ( bilgi Kuramı) bilimlerinin paradigmasını harmanlayan bir kavramdır". 
    "İnfoteizm kavramının üç mücevheri , sevecenliğe,dürüstlüğe ve Yaradan'ın varlığına gönülden bağlı olmaktır". 
    "İnfoteizm , evren'in, yaşamın ve evrimin var oluşunu bilimsellikle açıklayan kavramdır ". 

    ÖZER UÇURAN ÇİLLER 





    BİR KUANTUM İÇ SİMYACISI BAKIŞI İLE

    TANRISAL ENFORMASYONUN SIRRI

    INFOTEİZM GÜNÜN SÖZÜ


    ‘Evrende Her Şey Tanrısal Enformasyonun Yönlendirdiği Enerjidir.’
    Kanımca her şey enformasyondur. Bu özdeyişin en önemli kanıtı da Prof. John Archibald Wheeler’in enformasyon kuramı ile ilgili yaptığı açıklamadır.
    Albert Einstein’in yakın çalışma arkadaşı olan Prof. Wheeler (1911 - 2008), atom bombasının yapılmasına yardımcı olmuş, dünyaca ünlü bir teorik fizikçidir. Dünya literatürüne “black hole” ve “it from bit” terimlerini de kazandırdı. O’nun şu ifadeleri, enformasyonunun herşeye hakim bir role sahip olduğunu daha açık ifade ediyor: “Yaşamım süresince, fizik teorisinin üç ayrı dönem içinde olduğunu fark ettim. Birinci dönemde herşeyin PARÇACIKLAR olduğunu fikrini benimsedim. İkinci dönem ise, herşeyi ALANLAR olarak kabul ettiğim dönem oldu. Ancak şimdi yeni bir vizyon yakaladım, o da HERŞEYİN ENFORMASYON olduğu kanısıdır. Mantığın fundamental rolünü her inceleyişimde, fizik teorisinin ENFORMASYON kavramı üzerine inşa edildiğini gittikçe güçlenen bir biçimde kabul ettim.” (John A. Wheeler, Kenneth Ford,"Geons, Black Holes, Quantum Foam A Life in Physics" Norton 1998, (S63-64))
       
     

     Devamını Oku!    

  •  
  • style="float:right;" style="color: #FFFFFF;">

    "YAŞAM DÜŞÜNCEDİR"

    Özer Uçuran Çiller'in yeni kitabı "Yaşam Düşüncedir"in tüm gelirleri Küçükyalı Sevgi Evi Kimsesiz Çocuklar Vakfı'na bağışlandı.
     

      ÖZER UÇURAN ÇİLLER

    AYIN KONUSU
     
    TANRI İNANCI NEDİR?



    Özer Uçuran Çiller 9.Kitabı olan ‘Yaşam Düşüncedir’in tüm gelirini Küçükyalı Sevgi Evi Kimsesiz Çocuklar Vakfı’na bağışladı. Müdür Necdet Eken, bu ince davranışından dolayı Özer Uçuran Çiller’e çocuklar adına bir plaket verdi.
      Kanımca Tanrısal Sistem kavramı bir inanç düzeni olarak kabul edilebilir.
    İnanç “bir şeye veya bir düşünceye gönülden bağlı bulunmaktır’’.
    Başka bir deyişle inanç, “kesin olduğunu kavrayamadığımız bir şeyin kesinliğidir’’.
    Sonuçta inanç, geniş kapsamlı bir kavramlar sistemi ve genel anlamda bir inanma duygusudur.
    Herkesin bir inancı olabilir.
    Ancak sözünü ettiğim inanç, toplumun önemli bir kesimi tarafından “inanma duygusu’’ olarak kabul edilen inanç olmalıdır. Dolayısıyla, kitabımda ifade etmeye çalıştığım Tanrısal Sistem inancı ilahi bir yaklaşımdan çok bilimsel bir açıklama olup henüz bir kavram aşamasındadır.
    Ortaya koyduğum kavram benim inancımdır.
    Umarım gün gelir, infoteizm kavramı gibi toplumun belirli bir bölümünce bu kavram, inanç olarak kabul edilir.
         Devamını Oku!

  • Güneri Cıvaoğlu Haberi

    SIR’RIN SIRLARI

     
      ÖZER UÇURAN ÇİLLER

    HAFTANIN KONUSU
     
    Kızgınlık ve Kin

    ÖZER Uçuran Çiller’den bir yeni kitap daha: “SIR’RIN SIRLARI...” Tam bir “başucu kitabı...” Evreni, başka evrenleri, yaradılışı mutlak bir yaradan inancı ile yazılmış satırlardan heyecanla okuyabilirsiniz. Bilimi, felsefeyle ve anekdotlarla harmanlayarak ortaya koyduğu bir ciddi çalışma ürünü. Bir örnek yansıtayım:
    Önce gülümseyelim mi? Fransız Papaz Fr. George Lemaitre “Büyük patlama (big bang) teorisini ortaya atan (1927) ve büyük patlamanın babası” olarak geçmiştir bilim tarihine. Ancak... Einstein, Lemaitre için “Matematiği doğru fakat, fizik bilgisi berbat” demişti. Hangisi haklıydı? Lemaitre “evrenin oluşumunu, bugün de kabul gören büyük patlama” ile açıklamıştı.
    Yani... ‘Fevkalede küçük, fevkalade yoğun, fevkalade sıcak bir zerre müthiş hızla patladı ve genişlemeye başladı. Bu büyük patlamanın sonucunda ateş topu gibi bir yıldız oluştu. Etrafa saçılan küçük gök cisimleri bu yıldızın etrafında yerçekimiyle dönmeye başladı ve gezegenler oluştu. Sonuçta milyarlarca yıldız ve onların çevresindeki gezegen grupları ile evrenimiz meydana geldi. Dünyamız da o evrende oluşan yıldızlardan biri. Evren hâlâ büyüyor. “Sonsuza” dek genişleyeceği de iddia ediliyor.’
    Ancak... Evrende yaklaşık 100 milyar galaksi var. Bizim galaksimiz olan sadece Samanyolu’nda ise 200 milyar yıldız... Dünyanın yaşı ise 4 milyar 600 milyon yıl. Biz 13 milyar 700 milyon yıl önce gerçekleşen “büyük patlamaya” dönelim. Bu patlamayı gerçekleştiren o “zerre”den saçılan “tanrısal parçacıklar”, geçtiğimiz yıllarda ünlüCERN laboratuvarlarında elde edildi.  Yoktan var edildi de denebilir. Böylece Einstein’in “fizik bilgisi berbat” dediği George Lemaitre’in teorisi bilimsel olarak kanıtlanmış oluyor. Özer Çiller kitabında “Tanrı parçacığının tanrısal enformasyonu içinde barındırmakta olduğunu” yazıyor. “Tanrı parçacığının” sırrı içinde taşıdığı Tanrısal sistemin evrensel yasalarının kodlanmış halinden kaynaklanmaktadır.
    Ya sonrası? Çeşitli başlıklar altında ciddi analizler, sentezler, yorumlar... Ama -yanılmıyorsam- özü “tam inanç...” Bilimsel olarak CERN’de kanıtlanmış olan şey Tanrı’nın “yok” hükmündeki bir zerreden evreni yaratmış olması. Dan Brown da romanında CERN referansıyla Vatikan’ın bu teorinin “yaradan” inancıyla çelişmediğini belirtir. ”

    Uzun seneler önce, kişisel adaleti sağlamanın en kısa yolu düello idi.
    Birisi size hakaret mi etti? Gururunuzu kıracak bir söz mü söyledi? Sizi aşağılayacak bir hareket mi yaptı? Mahkemeye gitmeye, avukat tutmaya lüzum kalmadan, o kişiyi hemen düelloya davet edebiliyordunuz.
    Hatta on sekiz ve on dokuzuncu yüzyıllarda, düello etmek cesaretini gösterenlerin toplumda başka bir yeri vardı.
    Hele düello neticesinde yüzünüzde kılıç yaraları varsa, bu bir karizma simgesi sayılıyordu.
    On dokuzuncu yüzyılın en önemli devlet adamlarından biri olan Bismarck, çok yetenekli bir düellocu olarak ünlenmişti.
    Bismarck, en ufak bir olay karşısında dahi karşısındakileri düelloya çağırırdı.
    Günün birinde Profesör Virchow’dan ters bir yanıt alınca, Bismarck profesörü düelloya davet etti.
    Hayatında hiç düello etmemiş bir bilim adamı için bu olay, fazlasıyla ürkütücü idi.
    Fakat yapılabilecek bir şey yoktu.
    Kendisine düello teklif edildiği için, profesöre silahın çeşidini seçmek kalmıştı.
    Düello günü gelip çattı...

         Devamını Oku!

  Yaşam Düşüncedir. Güzel Yaşam Güzel Düşüncedir.

                                                       ÖZER UÇURAN ÇİLLER